11 Ocak 2013 Cuma

Kıymet Bilmek


Hepimizin yaptığı şeydir aslında, bulunduğumuz ortamın, kişinin ve ya durumun kıymetini bilmemek. Başımıza daha başka bir felaket geldiğinde onun değerini anlarız.

Bulunduğumuz anın değeri bilmemiz gerektiğini gösteren bir yazıyı paylaşıyorum sizlerle.

Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahın keyfi kaçtı.
Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı,
“Müsaade buyurursanız ben onu sustururum” dedi.
Padişah da “lütfetmiş olursunuz” dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü.
“Bu işteki hikmet nedir ?” diye sordu.
Yaşlı adam cevap verdi:
“Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez.”


Kıymet bilmeyi öğrenmemiz gerekiyor bu hayatta...

Sevgiler

3 yorum:

Sertan dedi ki...

Bazı durumlar kıymet bılmeyı geç ogretebılır..önemli olan bundan sonra kıymeti bilmektir.

furkan dedi ki...

önermesi güzel. lakin köle, denize atma, saçından çekip çıkarma yerine başka ifadelerle, kulağa daha hoş gelen bir şekilde anlatılabilirdi belki de. yine aynı şekilde anonimse de yazdıklarım geçerli.

okan ozger dedi ki...

çok güzel.